Ana içeriğe atla

Sappho Kimdir?




Hakkında oldukça az detay bilinen Sappho, MÖ. 615 yılında aristokrat bir aileden Lesbos adasında doğdu. Birçok kardeşi olduğu ve Cercylas adında zengin bir adamla evli olduğu düşünülmekte. Ve tabi ki şiirlerinden de bildiğimiz kadarıyla Cleis adında bir kızı vardır. Hayatının çoğunu evlenmemiş genç kadınlar için kurduğu okulu yürüttüğü Lesbos’ta geçirmiştir. Böylece Sappho bir öğretmen ve şair olarak büyük bir üne kavuşmuştur. 570 yılında doğduğu yer olan Lesbos’ta ölmüştür.Sappho, tarihte bilinen ilk kadın şairlerden biri. Şiirleri Horace ve Plato gibi büyük ustalardan bile övgüler almıştır. Günümüze ulaşan şiirlerinin sadece parçalardan ibaret olmasına rağmen, bütün olarak bilinen tek şiiriyle ünü hala devam etmekte.

Sappho şiirlerini lirik türünde ve gizemli Aiol lehçesinde yazmıştır. Kullandığı dil Roma Dönemi’nde artık kullanılmayan bir dildi ve Bizans Dönemi’nde de şiirleri üzerine çalışılmamasının nedenlerinden birinin de bu olduğu düşünülüyor. Şiirlerinin akademik dünyadan kaybolması, katipler tarafından daha az üretilmesiyle sonuçlandı ve bu da günümüze ulaşan eserlerinin bu denli az olmasını açıklıyor. Günümüzde şiirlerinin yalnızca küçük parçalarını okuyabiliyoruz ve eksik kalan kısımları tahminler yoluyla doldurabiliyoruz. Antik dönemden kalan dökümanlar haricinde Sappho hakkında bildiklerimiz oldukça az. Şiirlerine otobiyografi gözüyle bakarak hayatını anlamaya çalışmak biraz yanıltıcı olabilir.


Sappho hakkında çok şey bilmiyor olabiliriz ama kendisi hakkında yine de birkaç bilgimiz var. Belirli ortamlara karşı gözlemleri, gezileri bize onun aristokrat bir aileden geldiğini söylüyor. Pitakos önderliğindeki isyan sırasında Lesbos’tan ayrılmak zorunda bırakıldığını ve Sicilya’ya sürgüne gönderildiğini biliyoruz. Sicilya’da yerel halkın onun gelmesinin şerefine bir heykelini yaptıklarını biliyoruz.


Ayrıca Sappho’nun ölümü hakkında romantik bir hikaye var. Hikayeye göre Sappho, Phaon adındaki bir kayıkçıya olan aşkından dolayı Leucadian kayalıklarından atlayarak intihar etmiş. Bu hikaye MÖ. 342-291 yıllarında yaşayan Yunanlı oyun yazarı Menander’den beri geçerliliğini sürdürmekte fakat doğruluğundan hala emin olunamadı.

                                  SAPPHO'NUN BAZI ŞİİRLERİ

ONUNLA

Onunla tatlı tatlı fısıldaşırken
sevecenlikle gülümserken ona,
büyülersin tanrılaşan erkeğini
yüreğin paramparça dağılır oysa.

Nasıl da tutulur dilim bir bilsen
sesim kısılır, kulaklarım uğuldar,
hüzünle buğulanır gözlerim,
titremeye başlar terli bedenim,
yemyeşil kesilirim otlar gibi,
küçük ölümle yüzyüze gelirim.

Ama karşında böyle umarsız kalsam da
Cesaretle katlanmalıyım tüm acılara.

IŞILTILAR

Dolunaya dönüşüp parlayan ay
tüm yeryüzünü aydınlatınca
hemencecik gizler ışıklarını
çevresinde gezinen yıldızlar.

ARZU

Seni düşününce eriyip gidiyor yüreciğim.

ÖLDÜĞÜN GÜN

Unutacak seni bütün dostların
çünkü nasibin olmadı hiç Perya gülünden;
ölüler de bakmayacak solgun yüzüne,
Hades’te de yapayalnız kalacaksın.

HİÇ SANMIYORUM

Gün ışığını bir daha görebileceğini
sencileyin bilge bir bakirenin.

ŞÖLEN

Şölen başladı, nektarlı şarabınla
çiçekler takınıp gel bana Kıbrıslı,
altın kadehlerde sun güzelliğini.

EN GÜZEL

En güzel şarkılarımı sunacağım bugün
en güzel körpecik sevgililerime.

APHRODİTE’YE YAKARIŞ

Ey tahtı ışıl ışıl ölümsüz Aphrodite
Ulu Zeus’un düzenci kızı
yalvarırım yüreğimi acılarla
dağlama!

Yardımıma gel gene, hani eskiden
sesimi duyunca nasıl, çıkıp
babanın sarayından kanat çırpan
kuşların

çektiği yaldızlı arabana biner;
yeryüzüne inerdin bulutsuz
mavilikten;
ölümsüz dudağında o aydınlık gülüşle
sorardın,

“Gene nen var?” derdin, “nedir gene
deli gönlünü çelen? Tılsımımla kimi
bafltan çıkarıp yollamam gerekiyor
koynuna?

Söyle, Sappho, kim seni üzen?
Kaçıyorsa kaçsın, bırak,
yakında o senin ardına
düşecek,

bugün almıyorsa verdiklerini,
yarın o sana armağanlar verecek,
seni sevmiyorsa, istemese de er geç
sevecek.”

Geleceğin varsa, şimdi gel,
kurtar beni
kuşkudan, ne diliyorsa gönlüm
yerine getir, sen de katıl benimle
savaşa.

                        SAPPHO

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ADEMİN YARATILIŞI [1512 dolaylarında] "Michelangelo"

Bu ünlü fresk (yaş duvar sıvası üzerine kireç suyundan eritilmiş madenî boylarla resim yapma yöntemi), İncil'deki yaratılış hikayesinin Yaratışıl Kitabı'ndaki anlatısında, Tanrı'nın ilk insan Adem'e hayat üflediği sahneyi resmediyor. Sistina Şapeli'nde, Yaratılış'ın bölümlerinin tasvir edildiği paneller serisinde kronolojik olarak dördüncü sırada yer alan eser, karmaşık bir ikonografik planın bir parçası. Tanrı, etrafında dönen bir pelerinle sarılı yaşlı, beyaz sakallı bir adam olarak tasvir edilirken, Adem tamamen çıplak. Tanrı'nın sağ kolu Adem'e yaşam kıvılcımını vermek üzere uzanmış; Adem'in sol kolu ise, insanoğlunun Tanrı'nın suretinde ve benzerliğinde yaratıldığını (Yaratılış 1:26) hatırlatırcasına, Tanrı'nın pozunun aynada yansıması gibi uzanıyor. Adem'in parmağı ile Tanrı'nın parmağının birbirlerine dokunmamasına dikkat edin. Yaşamı veren Tanrı, henüz yaşama erişmemiş Adem'e doğru uzanıyor; örneğin el sıkışan iki insanın ...